3 Ocak 2014 Cuma

BİZ NE TÜR BİR PARTİYİZ?

Birgül AYMAN GÜLER, 
CHP İzmir Milletvekili 

Ad önemlidir. Biri gelip size “adını kaldırdım, bundan böyle senin adın yok!” dese nasıl bir tepki vereceğinizi üç aşağı beş yukarı hepimiz tahmin edebiliriz. Bir adı olan varlığın kendine ilişkin nitelik ve özellikler hakkında açık bilgi sahibi olması ise ‘bilinç hali'!... Bu, kişinin ya da kurumun o anki durumunu ve geleceğini yani kaderini yönetme gücüne sahip olması demek.

Bizim adımız belli: CHP. Ama parti olarak temel niteliğimiz ne?

CHP Kitle Partisi mi Kadro Partisi mi?

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir toplantıda bir arkadaşımız "CHP her düşünceden insana açık, çünkü biz kitle partisiyiz” diyordu. Başka bir arkadaşımız buna “biz belli bir ideolojiye dayanırız, o nedenle kadro partisiyiz” diye karşı çıkınca, hemen her zaman olduğu gibi üçüncü yol önerisi kopup geldi: “bir düşüncenin, kadronun kütleleri kucakladığı partiyiz, yani ikisi de!

Bu tartışmada “tip”imizi tanımlayan terimlerden biri “kitle partisi”, öbürü “kadro partisi” terimiydi; üçüncüsüne de “karma tip” denebilir belki. “Karma tip”, bu tartışmanın ürünü oldu; ama ilk iki tip Maurice Duverger’nin yaptığı bir sınıflandırmanın terimleriydi.

Duverger’nin terimleri…

Duverger bir Fransız siyaset bilimcisi; bu sınıflandırmayı Batı ülkelerinin parti yapıları ve parti sistemleri üzerinde çalışarak yapmıştır ve tarih de 1950’li yıllardır. Hem sınıflandırmanın mekanı pek farklı, hem zaman yarım yüzyıl öncesi... [1]

Hala Duverger’nin tanımları olarak kabul edilmekte olan kitle ve kadro partisi ayırımı, partilerin üye sayılarının büyüklüğüne göre değil, “üyelik yapısı”na bakılarak yapılmıştır. Daha açık söylersek, kitle partisi çok üyeli, kadro partisi az üyeli parti demek değildir. Aynı şekilde, kitle partisi 'fikir'siz, kadro partisi 'fikir'li parti demek de değildir. Hatta tersinedir.
  • Kitle partisi “üye”ye dayanır: Yani (1) Üye, seçmene önderlik eden kişidir. (2) Üyelik partinin ilke ve amaçlarına bağlılık bildirimini içeren bir başvuruyla gerçekleşir. (3) Partinin mali yapısı üye aidatlarına dayanır. (4) Geleceğin yöneticileri üyeler arasından çıkar, bu nedenle parti-içi eğitim önemlidir. (5) Parti mahalle – işyeri komitelerinden yukarıya görev – yetki – sorumlulukların açıkça tanımlandığı hiyerarşik örgütlenmeye sahiptir….. 
Özeti birinci derecede "kitleleri örgütlendirmek” odaklı parti. 20. yüzyılda Batı’nın sol, sosyal demokrat partileri böyledir.
  • Kadro partisi “seçilecek kimse”lere dayanır: (1) geleceğin yöneticilerini yetiştirme sorunu yoktur, halihazırda var olan prestij, uzmanlık, servet sahipliğinin seçimlerde bir araya getirilmesi esastır; (2) sürekli ve örgütsel bir kurumlaşma yoktur; seçimlere odaklı çalışan ademi merkeziyetçi ve zayıf bağlantılı önseçmen ‘komite’leri esastır. (3) Mali bakımdan temel kaynak bağışlardır. … 
Özeti birinci derecede "seçim kazanmaya" odaklı parti. Batı Avrupa’da ilk ortaya çıkan partiler bunlardır; sağ partiler; ve ABD partileri bu tiptendir. Duverger, Türkiye’de Demokrat Parti’yi bu tipten sayar. “DP seçimlerden önce üç ya da dört milyon üyesi olduğunu ileri sürerken, şüphesiz taraftarları kastediyordu: gerçekte bu parti esas itibariyle kadro partisiydi”. (s. 108) Aynı yakın geçmişteki ANAP ve şimdiki AKP gibi.

Terimlerin tanımlarına bakarak, biz ne tip’iz?

Şimdi, terimlere Duverger tarafından getirilmiş tanımları esas alarak, CHP’nin türünü seçebiliriz.
  1. CHP Tüzüğü’nde yapının tümüyle üyelik kurumu üzerinde yükselmesine bakarak;
  2. Üyelik sistemi üzerinde ‘üye sıfırlama’ dahil temiz kayıt için uzun yıllara yayılmış ciddi çabaları, üye aidatının tam ve düzenli biçimde toplanması için geliştirilen teknikleri, parti-içi eğitim çalışmalarını göz önünde tutarak; 
  3. ve “biz dededen partiliyiz” iddialarındaki içtenliği tanık sayıp, üyelerin “örgüte verilen emek” gerekçesiyle kendinde bulduğu eleştiri gücünü anımsatarak, 
diyebiliriz ki CHP’nin türü “kitle partisi”dir.

Bu gerekçelerle diyebiliriz; ama “CHP her düşünceden insana açık, o nedenle kitle partisidir” diyemeyiz. 

Tanımdan hareketle somut bir örnek verirsek, CHP’nin 2011 genel seçimlerinde kullandığı “herkes için CHP” sloganı, ‘her düşünceden insanın partiye üye olması’ anlamına gelmez. Bu slogan, CHP’nin temel ilkeleri, ideolojisi, programı ve başlıca ahlaki kabulleri öyledir ki, CHP’ye verilecek oylar sayesinde gelecek olan iktidar ‘herkes için iyi olacak’ anlamına gelir.

Aynı biçimde, kitle partisi “ideoloji eksenli” partilere verilen addır; o nedenle bu gerekçeyi kullanıp kadro partisi olduğumuzu da söyleyemeyiz. Vurgulamak gerekirse, burada temel yanlış “kadro partilerinin ideoloji eksenli yapılar olduğu" düşüncesidir; tam tersine kadro partileri düşünce bakımından pek fazla esnektir. Diğer yanlış tanımdaki hatanın sonucudur; CHP kadro partisi değildir.

Ama belki bunlardan da önemli iki başka soru vardır:


(1) Acaba CHP, kitle partisi tipinin gerektirdiği özellikleri ne kadar taşımaktadır? Ve, 
(2) Acaba bu sınıflandırma 21. yüzyılda, 2014 yılının hemen başında olduğumuz zamanda geçerli midir?

Duverger’nin sınıflandırması 60 yaşını geçmiş bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan ‘yeni dünya düzeni’ yıkıldı; şimdi yine ‘yeni bir dünya düzeni’ çağı var. O zamanlar, dünya sosyalist sisteminin ve sendikaların zamanıydı. Oysa şimdi dünya sosyalist sistemi de sendikalar da yıkıldı. Ve daha pek çok şey… Siyasal partilerin değişmediği düşünülebilir mi?

Siyasal partiler de, parti tiplerinin sınıflandırmaları da değişti.

İlk “acaba”yı belki geniş bir zaman olursa başka bir zaman, ama ikinci “acaba”yı bu yazının ikincisi olarak en kısa zamanda kaleme almak üzere…

[BAG, 3 Ocak 2013]

Bu yazının devamı "Zamane Partileri Ne Tür Yapılar: "catch-all"  yani "herkes-için!" başlıklıdır.



[1] Maurice Duverger, Siyasi Partiler, Bilgi Yayınevi, İkinci Basım 1974.

14 yorum:

  1. Sevgili Birgül Hanım,
    CHP tabi ki kitle partisidir. Bu neden tartışma konusu oldu anlayamadım.
    CHP ne bir sınıfa dayanır, ne de dayandığı sınıf ya da toplumsal katmanları temsilen sınırlı sayıda üyesi olan bir örgüttür. Öyleyse nasıl kadro partisi olabilir ki?
    Ama kimilerinin gönlünden öyle geçiyor olmalı ki bu tartışma konusu olmuş.
    Oysa bir partinin "kadro", "kitle" ya da "karışık" olarak niteliğini belirleyen niyetler ya da gönülden geçenler değil, onun mevcut nesnel nitelikleridir. Başlangıçta (kuruluşta) kadro partisi kimliği olsa da CHP o kimliğini sanırım on yıllar önce yitirmiş ve kitle partisi nitelikleri kazanmıştır.
    Aslında -bence- yanıtı çok açık olan bu konu görüşüleceğine, "CHP hangi sınıf ve toplumsal katmanların partisidir? Niyet ve isteklerle gerçekler; savunulan görüşler, politik tezler ve siyasal mücadele tarzımız ne kadar çakışıyor? Adına siyaset yaptığımızı savunduğumuz kesimler neden bize uzak, neden onların desteğini alamıyoruz?" sorularına yanıtlar aransa ne iyi olurdu!
    Cengiz Türksoy

    YanıtlaSil
  2. Cengiz bey, mesele burada.. Kitle - kadro partisi tanımları, sizin aklınızdakinden farklı. Kadro partisi sınırlı sayıda üyeli; kitle partisi çok üyeli parti demek değildir; örneğin DP, ANAP, AKP kadro partisidir; "üyeliğin önemi olmayan; taraftarlığa dayalı" anlamında. DP 3-4 milyon, AKP sekiz milyon üyem [taraftarım daha doğru] var diyor. Kitle partisi "üyelik tabanlı parti"; üye sayısı kadrodaki gibi acayip rakamlara ulaşmayan parti...

    YanıtlaSil
  3. Duverger'nin 60 yıl önce yaptığı tanımla bağlı değiliz ki Birgül Hanım. Aslında onun tanımda da hem üye sayısında hem üye özellikleriyle sınırlama vardır bildiğim kadarıyla... Bir Marksist olarak, sözünü ettiğiniz partilerin kadro partisi oldukları kanısında da değilim.

    YanıtlaSil
  4. Tartışmanın kaynağı değişmiş olmuyor; sınıflandırma ve terimlerin tanımları Duverger'de.. Marksist terminoloji kadro - kitle partisi ayırımına ikisi de 'burjuva partisi' deyip geçiyor. Ayrıntılandırmayı yapmadığı için "iki tür" üzerinden tartışma yürütmüyor. Duverger sınıflamasının terimleri kullanılarak başka tanımlar yapınca, konuşan iki taraf gerçekte iki farklı şeyden söz ediyor. Tartışmalar da buradan çıkıyor; örneğin siz, bu tartışmayı gereksiz görebiliyorsunuz..

    YanıtlaSil
  5. Gereksiz ama anlamsız değil. Gereksiz görmemin nedeni yanıtın -bana göre- açık olması. Bu konuda tereddütlü olanları anlayamıyorum. Anladığım kadarıyla siz de kitle partisi olarak nitelemeye yakınsınız zaten. Kadro partisi olduğunu düşünen ya da öyle olsun isteyenler bence daha çok 40'ların seçkinci (elitist) anlayışını bugünlere taşımış olanlardır. Bilmem ki, yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
  6. Yeni yazınızı okuyunca sizi daha iyi anladım. Bunlar benim kullandığım kavramlar değil ama üzerine yorum yazdığım görüşler size ait olunca kullanmak durumundayım. Evet, CHP kitle partisi niteliğini "herkeslik" partiye doğru değiştirmektedir bana göre. Yönetici kadronun, onlara yol gösteren danışmanların, taşraya değin uzanan eleştiri konularını dillendirenlerin aklında bu dönüşüm vardır. Özellikle günümüzdeki aday belirleme süreci bunu açıkça ortaya koymuştur ve koymaktadır.

    YanıtlaSil
  7. Değerli Hocam,

    Siyasal partiler konusunda, Ahmet Taner Kışlalı'nın İmge Yayınlarından çıkan Siyaset Bilimi isimli kitabının 12nci Baskısından yaptığım aslının tıpkısı alıntıyı CHP nasıl bir partidir tartışmasına katkı sunmak amacıyla paylaşıyorum.:

    Kitle partileri işçi sınıfının mücadelesi sonucu, oy hakkının yaygınlaştırılmasıyla birlikte ortaya çıkan partilerdir ve “yığın partileri “ olarak da adlandırılırlar.

    Ekonomik bakımdan güçsüz üyeler, aynı zamanda yeterli bir eğitim düzeyinden de yoksun bulundukları için, kitle partilerinin bir çeşit gece okulu işlevini yerine getirmeleri, üyelerini siyasal açıdan eğitmeleri, onlara siyasal bilinç vermeleri gerekiyordu. Kitle partilerinin üyeleri, siyasal eğitimden geçer ve yeni siyasal seçkinler oluşturmaya çalışır, çeşitli toplumsal etkinliklere katılır, meslek kuruluşlarında partinin ideolojisini savunurlar. En önemlisi de, düzenli biçimde, kendi gelir düzeylerine göre önemli sayılabilecek bir ödenti verirler.

    Üyelerin parti etkinliklerine katılma oranları yükseldikçe, üyeler arasındaki militanların oranı arttıkça, partinin de siyasal güçler dengesindeki ağırlığı artar.
    Kitle partileri "ocak" lara dayanır, Komitelerin sayısı az, ama en küçük yerleşim birimlerine kadar yayılan ocakların sayısı çoktur. Mahalle ve köylere kadar uzanan böylesine bir örgütlenme, çok sayıda üyeye dayanma zorunluluğunun bir sonucu sayılabilir.

    Kitle partilerinin etkinlikleri daha sürekli ve yaygındır. Üyelerin parti ile bağlantıları daha sıkıdır.

    Kitle partilerinde Parti genel merkezi ile meclis grubu arasında bir denge vardır. Genel merkezin örgüt üzerindeki otoritesinin yanı sıra, meclisteki parti grubu içinde de sıkı bir oy disiplini bulunur.

    Ekonomik bakımdan güçlü azınlıklar kadro partilerini, düşük gelir düzeyli çoğunluklar da kitle partilerini yaratmışlardır.

    Sol bir partinin başarısı, bir yandan programının kitlelerde “umut” yaratmasına, öte yandan da örgütü, önderi ve yönetici kadrolarıyla “ güven vermesine” bağlıdır.

    Soldaki bir partide topluma çelişkili mesajlar iletiliyorsa, ortadaki seçmeni kazanma şansı azdır. Çünkü iktidara geldiğinde neler yapacağı konusunda bir açıklık ve inandırıcılık oluşmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cem bey sağolun. Muhtemelen 'kadro partisi'nin de tanımı vardır; onu da yazabilseniz ne iyi olur.

      Sil
    2. Değerli Hocam;sizi ben anladım. Yani taraftarla,takıma üye ve takımda oynayanlar farklıdır,kitle partilerinde diyorsunuz. Yani A takımının bir kulüp başkanı,yönetimi,icra kurulu falan var. Bir de kayıtlı üyeleri.Bu idari kadro. Bir de teknik direktörü,malzemecisinden,oyuncusuna kadar bu da teknik kadro..Ama bir de tüm bunlardan daha önemlisi taraftar kitlesi var. Bunlar üye olmayabilirler. Ama takımın can damarlarıdır.CHP,kökleri Kuvayi milliye'ye dayanan(en azından kurtuluş ve kuruluş dönemlerinde) anti-emperyalist bir partidir.Bugün aynı şeyleri ben söyleyemiyorum. Olması gereken"CHP gibi partiler emek partisi(sınıf anlamında) değildir. Ama yüzü emeğe dönük olmalıdır. Çok şey mi istemiş oldum Hocam!Şu ortamda çok da eleştirmek istemiyorum!

      Sil
  8. F. sayfasından: Türkantos Ertugay: Maurice Duverger’nin eserlerinin çevirisinde bir hata olamazmı.Kadro kelimesi bizim pratikte içselleştirdiğimiz bildiklerimizle örtüşmüyor.i EKİP veya benzerleri ,kadro diye çevrilmiş olamazmı.Araştırmaya devam ediyorum.Saygılar..... . Kadro ,İçselleştirdiğimiz düşün,Belli bir ideolojik eksen çerçevesinde toplanan örgütlü toplanan yapılardır.." diye yazmış....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Facebook sayfasında Türkantos Bey'e: Birgül Ayman Güler:

      Çeviriye temel olan terim "cadre" : belli bir amaç için özel olarak seçilmiş; eğitilmiş; örgütlenmiş küçük bir insan grubu, diye tanımlanıyor. Duverger bunu "seçim amacına odaklı kişiler grubu" olarak kullanıyor. Komünist-sosyalist partilerde bu tanıma "kitleleri harekete geçirip yönlendiren kadro=partizan/militan/öncü" anlamları yüklenmiş durumda.... "KADRO PARTİSİ", seçimden seçime beliren "seçilecek kişiler" etrafında harekete geçen; hiyerarşik ve sürekli olmaktan uzak ya da en fazla yarı - süreli çalışan gevşek yapılı parti olarak tanımlanıyor.... Genel olarak sermaye partilerinin yapısı. Üyeliğin değil, "taraftarlık" tavrının öne çıktığı parti. AKP gibi; "8 milyon üyem var" diyor, il-ilçe binaları büyük yerlerde holdinglere benziyor; küçük yerlerde kıraathane gibi bile çalışmıyor....

      Sil
  9. Değerli Hocam,

    Kadro partileriyle ilgili olarak aynı kaynaktan yaptığım alıntıyı da yorumsuz olarak aşağıda paylaşıyorum.

    Kadro partileri genellikle ekonomik bakımdan güçlü toplum kesimlerinin temsilcileridir. Bu nedenle az sayıda ama ekonomik bakımdan güçlü üyelere sahiptirler. Zaten, henüz genel oy ilkesinin geçerli olmadığı, ancak belirli bir düzeyde vergi verenlerin oy hakkına sahip oldukları bir dönemde doğmuşlardır.
    Kadro partilerinde ağırlık meclis gruplarında bulunur. Parti disiplini ve dolayısıyla genel merkez otoritesi zayıftır. Parti etkinlikleri hemen yalnız seçimlerle sınırlıdır. Bunlar genellikle tutucu, düzenden yana partiler olmakla birlikte, ideolojiye verilen önem azdır.

    Kadro partilerinin temel örgüt birimi komitelerdir. (Komite, esas itibariyle, bir seçim ve parlamento örgütü, seçmenlerin desteğini kazanmaya ve seçilenler üzerinde baskı yapmaya yarayan bir araçtır. Seçimin örgütlendirilmesine ve vatandaşlarla temsilciler arasında temas kurulmasına imkan verir. M. Duverger, Siyasi partiler, 4. Basım, Bilgi yayınevi, sf. 74)

    Oy hakkının genişlemesiyle birlikte kitle partilerinin rekabeti karşısında kalan kadro partileri, seçkin bir azınlığın partisi olmaktan çıkmaya çalıştılar. Kapılarını açıp üye sayılarını çoğaltmaya çaba gösterdiler. Ama ne partinin ekonomik gücü, ne üyelerinin eğitim düzeyi, ne de ideolojisi, çok sayıda üyeyi zorunlu kıldığı için yapıdaki değişme geniş boyutlu olmadı.

    Kadro partilerinin üyeleri, sadece seçimlerle ve seçtiklerinin mecliste yaptıklarıyla ilgilidir. Kitle partilerinin üyeleri, buna ek olarak siyasal bir eğitimden geçer, yeni siyasal seçkinler oluşturmaya çalışır, çeşitli toplumsal etkinliklere katılır, meslek kuruluşlarında partinin ideolojisini savunurlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadrosu ve Kitlesi olmayan bir siyasi parti olamaz. Bu tartışma " yumurtamı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar " tartışmasına benzer... Burada parti yapısının tanımlanması ile ile ilgili , dış kaynaklı bir tanımlamaların hangisinin CHP ye uyduğu tartışılıyor.. Kadro tanımlaması, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı ekip anlamında çevrilirse ki benim arzu ettiğim bir durumdur CHP kadro partisidir...Eğer Kadro , eleman ( profesyonel çalışan ) anlamında tercüme ediliyorsa bu tanıma uyan bir CHP kabul edilemez .

      Sil
  10. biz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün partisiyiz.CUMHURİYET'in temellerine dinamit koyanlarla iktidar olacağımıza,ATATÜRK'ün partisi cizgisinde baraj altında kalmayı yeğlerim

    YanıtlaSil