21 Ocak 2018 Pazar

BİR DE BABACANLIK SORUNUMUZ VAR


Sorunlarla başa çıkmanın ilk adımı, kuşkusuz sorunları açık seçik görmekten ibaret.
CHP’de İstanbul il başkanlığı ve ardından Bursa İl Başkanlığı “sorunları” ortaya çıktı. “Sorunlar”, bunlara bakıp tartan yorumcularla birlikte daha başka “sorunlar” ile sarmaş dolaş oldu.
*
Dün Sözcü Gazetesi’nde Emin Çölaşan, “sorun”u, bu makamlara seçilen kişilerin ‘asla ve asla Mustafa Kemal’in askeri olmadıklarını söylemeleri’ diye tanımladı. Kitlelerin benimsediği bir sloganın, böyle bir zamanda vurgun, soygun, yolsuzluk, rant, açlık, sefalet, devletin tarikatlarca ele geçirilmiş olması, laik rejimin kaldırılması, Atatürk’ün isminin bile kaldırılması, işte bu dev gibi sorunlar karşımızda iken reddedilmesini saçma sapan bulduğunu yazdı. Bu işi yapanları entel-liboş tipler diye nitelendirdi. Çölaşan, “bundan sonra daha dikkatli olmalarını, bu gibi zırvalardan mümkün olduğunca kaçınmalarını dilerim!” diye temennide de bulundu. En sonda kendisinin de Mustafa Kemal’in askeri olduğunu ve faşist olmadığını yazarak bitirdi.
Sorunu böyle gördü.
Hafif yüz ekşitmeli… Babacanca: “hadi neyse, bundan sonra daha dikkatli olun bakayım!” “Ben”, mesela, “Mustafa Kemal’in askeriyim ve faşist değilim” diyerek… Mustafa Kemal’in askerlerine karşı olanların, Cumhuriyet’in 23 Nisan’ına değil soykırım iftiracılarının 24 Nisan’ına gittiklerini açıkça ilan ettiklerini görmezden gelerek… ABD’nin paralı ordusu PKK/YPG Kobaniciliği safında yer tuttuklarını da görmemeyi yeğleyerek…
*
Bu afacan entel-liboş iş, yani Mustafa Kemal’in adıyla faşistliği yan yana getirme, Erivan – Diaspora ve Kobani saflarında yer tutma hali, gerçekte ne demek ister?
Şu saatte bunu yazmak bile sıkıcı; herkes biliyor ki Türk Milleti’nin hukukunu ortadan kaldırmak ister.
*
Şu hatırlatma durumu gözde canlandırmaya yeter belki.
Soykırım müfteriliği anamuhalefette makam alırken, aynı günlerde, HÜDAPAR da iktidar ittifakının etrafında dolanıyordu. Soykırım müfterileri gibi, o da çok açık sözlü davrandı.
Dedi ki, AKP-MHP iktidar ittifakında yer almak isteriz, ama ufak tefek bir engel var! Sizin milletten anladığınız nedir? Bir etnik temele dayanmış millet anlayışıyla [Türk Milleti diyor] biz yan yana gelmeyiz. Biz “millet”ten Millet-i İbrahimi anlarız; İslam ümmetini anlarız; siz de açıkça söyleyin bakalım, sizin milletinizin adı ne?
Belli ki HÜDAPAR fırsatı yakalamış. Millet millet deyip “tevriye” yapan AKP yöneticilerini köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Millet deyip ümmet’i kastedenleri, millet dendiğinde bundan Türk Milleti’ni anlayanların / anlamak isteyenlerin gözünde bozguna uğratmak istiyor. AKP- MHP ittifakında böyle bir çatlak yaratıp, artık her ne yapmak istiyorsa….
Birisi dincilikten, öbürü Erivan-Diaspora ve Kobanicilikten aynı hedefe vurma derdindeler: İkisi de Türk Milletinin varlığını, 1918’deki deyişle Hukuku Milliye’yi reddediyorlar.
*
Türk ulusunu Ermeni soykırım iftirasıyla lekelemek, Hukuku Milliye’yi, yani Türk ulusunun egemenlik haklarını ortadan kaldırmak mücadelesinden ibaret.
Sağcı – dinci – ümmetçi HÜDAPAR ile solcu – diasporacı – çokmilletçi CHP işgalcileri arasında hedef ve karakter bakımından hiçbir fark yok.
Temel sorunumuz vurgun, soygun, rant,……. çeşitlemesinde sayılanlar değil; bunların tümü çözülür. Temel sorunumuz, ülkenin ulusal sahipliği üzerindeki lekeleme, çekiştirme, çökertme saldırıları.

Yaşadığımız sarsıntıların bir türlü sona erdirilememesinde hiç kuşkusuz bu saldırıları görmezlikten gelmenin, küçümsenin, şefkat çemberine almaların da çok payı var.

[BAG, Aydınlık, 21 Ocak 2018]


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder